Sohbete Giriş
Ana Menü

 Ana Sayfa

Atatürk

 Atatürkün Ailesi
 Atatürkün Anzak Ordusunun Türk Ordusu Hakkinda ki Görüsleri
 Atatürkün Askeri Hayati
 Atatürkün Çocukluk Yillari
 Atatürkün Dogdugu Sehir ( Selanik )
 ATATÜRKün Hakkinda Bilinmesi Gereken 30 Sey
 Atatürkün Harp Okulu Yillari
 Atatürkün Katildigi Savaslar
 Atatürkün Künye Bilgileri
 Atatürkün Matematik Tutkusu
 Atatürkün Ordu Kumandani Olarak Mustafa Kemal ATATÜRK
 ATATÜRKün oturdugu Kösk, Saray ve Evler
 Atatürkün Ögrenim Hayati
 Atatürkün Samsuna Çikisi

Burçlar & Astroloji

 Burçlara Göre Sigara Bırakma Yöntemleri
 Burçların İllallah Dedirten Özellikleri
 Burçlarına Göre Kadın Profilleri
 Doğum Ayınıza Göre Ruh Haliniz
 Doğum Günü Kişilik Özellikleri
 Kader Sayınızı Bulun Karakter Analizinize Göz Atın

Dizi - Flim izle

 Aska Sürgün 1 Bölüm
 Avrupa Yakasi 164 Bölüm
 Benim Annem Bir Melek 16 Bölüm
 Bez Bebek 47 Bölüm
 Çarkıfelek 6 Bölüm
 Gossip Girl 4 Bölüm
 Haziran Gecesi 1 Bölüm
 Heroes 3 Bölüm
 Hırçın Sevgilim Romantik Komedi Filmi
 Menekşe ile Halil 1 Bölüm
 Tatlı Hayat 1 Bölüm
 The O.C 21. Bölüm
 Var Mısın Yok Musun 21 Bölüm
 Yasak Krallık Aksiyon Filmi

Videolar

 A.R.O.G - yeni teaser fragman 2
 c. ronaldo en iyi 5 golü
 Cagri Bir sigara icimlik daha Kal
 Kurtlar Vadisi Cendere
 Kurtlar Vadisi Hekim Oğlu
 Kurtlar Vadisi Tuzak
 tugba ekinci vermem Videosu

Linkler

Cetci.Net

Bizimturk.Com

Gittin.Net

Haschat.Net

Hadiordan.Net

 

 

 

 

 

 

Atatürkün Katildigi Savaslar


TRABLUSGARP SAVASI
 

Italya, 19. yüzyilin sonlarina dogru, bugün Libya adiyla anilan Kuzey Afrikadaki Trablusgarp ve Bingaziyi ile geçirmeyi planlamisti. O dönem Ingiltere Misira, Fransa da Tunusa hakim olmus, Italya da gözünü Trablusgarpa dikmisti. Italya, Ingiltere ve Fransayla yaptigi gizli ve açik anlasmalarla Trablusgarpi isgal onayini aldiktan sonra, 29 Eylül 1911de Osmanli Devletine savas ilan etti. 5 Ekim 1911de Trablusa asker çikardi. 20 Ekime kadar pes pese Tobruk, Derne ve Bingazi Italyanlarin eline geçti.

Osmanli ordusunun genç subaylarindan bir bölümü Trablusgarpi savunmak için gönüllü olarak Misir, Tunus yoluyla cepheye gittiler. Binbasi Enver Bey, Kolagasi Mustafa Kemal, Fuat Bey (Bulca), Nuri Bey (Conker), Fethi Bey (Okyar), Albay Neset Bey bu subaylar arasindaydi. Enver Bey, Trablusta yerli Araplari teskilatlandirarak savunmaya katilmalarini sagladi ve Askeri birlikleri üç komutanligi ayirdi. Trablus Komutanligi : Kurmay Albay Neset Bey Bingazi Komutanligi : Kurmay Binbasi Enver Bey Derne Komutanligi : Kurmay Binbasi Mustafa Kemal Seyahati sirasinda binbasiliga yükselen Mustafa Kemal, 8 Aralik 1911de Trablusgarpa geldi. 22 Aralikta Tobruk Savasini kazandi. Dernede 16/17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralandi. Bir ay hastanede tedavi gören Mustafa Kemal, 6 Mart 1912de Derne komutani oldu. Dernede basarili savunma muharebeleri yapti.

Trablusgarp Savasi, Balkan Savasinin çikmasi üzerine 15-18 Ekim 1921 tarihleri arasinda, Osmanli-Italyan delegeleri arasinda imzalanan Ouchy (Usi) Baris Antlasmasi ile sona erdi. Antlasmaya göre Trablusgarp ve Bingazi tam bir Italyan sömürgesi oldu. Italya bununla da yetinmeyerek, 5 Kasim 1911de Trablusgarp ve Bingaziyi topraklarina kattigini dünyaya duyurdu. Gönüllü subaylar Balkan Savasinda görev almak üzere Istanbula döndüler.

 


BALKAN SAVASI


Balkanlarda dört devlete ( Bulgaristan, Yunanistan, Sirbistan, Karadag ) karsi savasan Osmanli devleti savas sonucunda yenilmis ve savas sonrasi yapilan Londra antlasmasiyla tüm balkan topraklarini ve Trakya’daki topraklarini kaybetmistir. Ancak kisa bir süre sonra Balkan Devletlerinin Osmanli devletinden aldiklari topraklar paylasamamalari ve kendi aralarindaki anlasmazliklar nedeniyle II.Balkan Savasi çikmistir. Osmanli Devleti’de bu durumdan yararlanarak kaybettigi topraklari geri almak için harekete geçmistir. Bu dönemde Balkan Savaslarina katilmak amaciyla Trablusgarptan Istanbul’a dönen Mustafa Kemal Pasa Geliboluda görevlendirilmistir.

II.Balkan Savasi esnasinda Trakyada Bulgarlara karsi verilen mücadeleye Mustafa Kemal, Bolayir Kolordusu Kurmay Baskani olarak katilmistir. Bolayir Kolordusu Bulgarlar a karsi büyük basarilar kazanmis ve Edirne’yi Bulgarlardan geri almistir.
 

Ayni yil içerisinde Mustafa Kemal Sofya askeri ataseligine atandi. II.Balkan Savaslari sonucunda yapilan Istanbul antlasmasiyla Meriç nehri sinir kabul edilmis Böylece Osmanli Devleti I. Balkan Savasinda kaybettigi topraklardan bir kismini geri almayi basarmistir.

 

 


ÇANAKKALE SAVASI



I. Dünya Savasinda Osmanli Devletinin en basarili oldugu cephe Çanakkale Cephesi dir. Dünya tarihinin en kanli savasi bu cephede cereyan etmistir.

Ingiltere ve Fransa, müttefikleri Rusyayla birleserek savasin seyrini lehlerine çevirmek istiyordu. Rus ekonomisi savasin yükünü kaldiramaz hale gelmisti. Itilaf Devletleri Osmanli Devletini saf disi birakmak, Rus Ordusu na gerekli askeri yardimi ve malzemeyi en hizli bir sekilde ulastirmak, Kafkasya Cephesinde bunalan Rusyayi rahatlatmak ve Türk Ordusunun geri çekilmesini saglamak için Çanakkale Bogazina harekat düzenlediler.

Ingiliz ve Fransiz savas gemilerinin Çanakkale Bogazindan geçislerine 18 Mart 1915te basariyla karsi konuldu.

Alman ve Türk Pasalar Gelibolu Yarimadasindaki tabyalari denetliyor (1915)

Itilaf Devletleri donanmasi agir kayiplar verince, Gelibolu Yarimadasina asker çikarip kara muhaberelerini baslattilar.

25 Nisan 1915te Ariburnuna çikan düsman kuvvetlerini, Mustafa Kemalin komuta ettigi birlik Conkbayirinda durdurdu. Bu basari üzerine, Mustafa Kemal albayliga yükseltildi.

General Hamilton (Ing.) ve General Gouraund (Fr.) durum degerlendirmesi yaparlarken ( 1915 )

General Harrington komutasindaki Ingiliz birlikleri 6-7 Agustos 1915te tekrar taarruz etti. Anafartalar Grubu Komutani Mustafa Kemal, 9-10 Agustos 1915te 1. Anafartalar Zaferini kazandi. Bu zaferi, 17 Agustosta Kireçtepe, 21 Agustosta 2. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savasina katilan Türk Ordusundan, çogu ögrenim çaginda 253.000 subay, er ve erbas sehit oldu. Çanakkalenin geçilemeyecegini anlayan Ingiliz ve Fransizlar da, arkalarinda Türkler kadar kayip biraktilar. 19/20 Aralik 1915te Anafartalar ve Ariburnundan, 8-9 Ocak 1916da Seddülbahirden kesin olarak çekildiler.

 

 


ARIBURNU MUHABERELERI

Ariburnu’ndaki Anzak Kolordusunun Nisan’da yaptigi çikarmanin temel amaci önce, Kabatepe ile Küçük Ariburnu arasindaki kumsallik bölgeye çikmakti. Ilk asamada Conkbayiri - Kocaçimen Tepe çizgisi denetim altina alinip, oradan Maltepe bölgesi ele geçirilecek, böylece, Kuzeyde’ki Türk kuvvetlerinin Güneyde, Seddülbahir bölgesindeki Türk birliklerine yardimi engellenmis olacakti.

25 Nisan sabahi savas gemilerinin, Türk mevzilerini sürekli vuran koruyucu ates altinda, Anzak Kolordusu’nun 1. Tugayindan 1500 kisilik ilk hücum dalgasi, çikarma botlarinin bir sekilde kuzeye kaymasi sonucu, saat 05.00’te, Kabatepe bölgesi yerine Ariburnu Kesimine çikmak zorunda kalir.

Ariburnunda Türk askerleri siperde

Bu noktada kiyi gözetlemesi yapan bir Türk takiminin direnisine karsin, karaya çikan Anzak birlikleri belirli bir noktaya kadar ilerler. Diger taraftan, Bigali’da bulunan ordu yedegi 19. Tümen, 24-25 Nisan gecesi Conkbayiri yönünde tatbikat yapmakta idi. Gün agarirken, Ariburnu yönünden top seslerinin gelmesi üzerine, 19. Tümen Komutani Yarbay Mustafa Kemal, bir çikarma yapildigini anlayip durumu Ordu Komutanina bildirir, ancak bir yanit alamaz.

Durum çok kritiktir. Mustafa Kemal, kiyida çok zayif gözetleme ve koruma birlikleri oldugunu düsünerek ve genis bir sahile yayilmis olan 27. Alayin da, agir kayiplar verdigi haberini alinca, düsmanin Conkbayiri - Kocaçimen Tepe çizgisi ve uzantisini ele geçirmesi durumunda, onarilamayacak durumlarla karsilasacagini kavrar. Ordudan emir gelmemis olmasina karsin girisimi ele alip tüm sorumlulugu yüklenerek, 57. Alayi bir batarya ile Kocaçimen Tepe yönünde harekete geçirir. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayiri’na çiktiginda,, Ariburnu kesiminden bazi askerlerin çekilmekte olduklarini ve düsman birliklerinin de bunlari izlediklerini görür.

Rusen Esref Ünaydin ile Atatürk, Ertugrul Yatinda ( 05 Haziran 1928 )

O ani Mustafa Kemal, Rusen Esref Ünaydin ile yaptigi görüsme sirasinda söyle anlatmaktadir. 

“...Bu esnada Conkbayirinin güneyindeki 261 rakimli tepeden sahilin gözetleme ve korunmasiyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze askerin Conkbayirina dogru kosmakta, kaçmakta oldugunu gördüm... 

Bu askerlerin önüne kendim çikarak :

- Niçin kaçiyorsunuz ? dedim. -Efendim düsman dediler !

- Nerede ?

- Iste! diye 261 rakimli tepeyi gösterdiler. 

Gerçekten de düsmanin bir avci kuvveti 261 rakimli tepeye yaklasmis ve tam bir serbestlik içinde ileriye dogru yürüyordu. Simdi vaziyeti düsünün. Ben kuvvetleri (geride) birakmisim, askerler on dakika istirahat etsin diye... Düsman da bu tepeye gelmis... Demek ki düsman bana benim askerlerimden daha yakin! Ve düsman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düsecekti. O zaman artik bilemiyorum, bilinçli bir düsünme ile midir, yoksa önsezi ile midir, bilmiyorum. Kaçan askerlere : 

- Düsmandan kaçilmaz, dedim.

- Cephanemiz kalmadi, dediler.

- Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim. 

Ve bagirarak bunlara süngü taktirdim. Yere yatirdim. Ayni zamanda Conkbayirina dogru ilerlemekte olan piyade alayi ile dag bataryasinin yetisebilen askerlerinin ‘ mars marsla’ benim bulundugum yere gelmeleri için, yanimdaki emir subayini geriye yolladim. Bu askerler süngü takip yere yatinca, düsman askerleri de yere yatti. Kazandigimiz an, bu andir...”

Gerçekten de, çekilen Türk askerleri mevzi alinca, karsi taraf ta mevzi alip duraklar. Böylece, 57. Alay Öncü Bölügünün Conkbayiri’na yerlesmesi için gereken süre kazanilmis olur. Iste bu an, Çanakkale Savaslari Kara Harekati’nin kaderini belirleyen önemli anlardan birisidir. Böylesine önemli anda kilit rolü oynayan kisi ise, tartismasiz Mustafa Kemal’dir. Bu husus, Çanakkale Savaslari tarihiyle ugralan Türk ve yabanci bütün uzmanlar tarafindan dogrulanip vurgulanmaktadir. Daha sonra, Kolordu Komutani Esat Pasanin izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutani Mustafa Kemal, karsi saldiriya geçmek üzere 57.Alaya su emri verir:

Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfinda, yerimize baska kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.

25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklasirken, ilk çikarma kademesi olan tümenin sahile çikisi da tamamlanmistir. Ne var ki, 27. Alayin birlikleri ve 57. Alayin yaptigi karsi saldiri ile süngü hücumlari sonucu Anzaklar çok sayida kayip vermis ve sahile çekilmisler, kritik ve endiseli anlar yasamaktadirlar. Gene de gün batarken, Anzak Kolordusu’nun sahile çikan Tümeni, Ariburnu’nun sarp yamaç ve tepelerinde yerlesme olanagi bulur. Bu tarihten baslayarak harekat, 1915’in Agustos ayina kadar dört ay boyunca, Conkbayiri - Kocaçimen Tepe - Kabatepe bölgelerinde, taraflarin karsilikli saldiri ve özellikle gece yapilan süngü hücumlariyla, yakin bogusmalar seklinde ve çok kanli çarpismalarla geçecektir. Bu çarpismalar sirasinda Türkler de, Anzaklar da agir kayiplar vermislerdir. Agustos ile birlikte ise savas siddetli çarpismalara dönüsür. Tipki Seddülbahir’de oldugu gibi, Anzak ordusu da taarruz hedeflerine varamamis, çiktiklari yerlerde 3-4 km.lik bir mesafe ilerleyip, bosaltmaya kadar da o noktada kalmislardir.

 


ANAFARTALAR MUHABERELERI


  25 Agustos 1915’ten Agustos sonuna kadar, Müttefikler hem Seddülbahir hemde Ariburnu’nda basarili olamayinca, Çanakkale Bogazi’ni, geriden sarkarak ele geçirmek amaciyla harekete geçerler.
Atatürk, Anafartalarda (1915)

Bu arada General Hamilton, Türk Ordusu’nun gerilerine sarkmak ve çember içine alip yok etmek için, Büyük ve Küçük Kemikli Burunlari arasinda yer alan Suvla sahillerine çikip, Anafartalar’da üçüncü bir cephe açmaya karar verir. Hedef, Conkbayiri ve Koçaçimentepe blokunu ele geçirerek buradan ilerleyip, Çanakkale Bogazi’na inerek hakim olmaktir. Bu amaçla da, 9. Ingiliz Kolordusunu, 6-7 Agustos gecesi karanliktan yararlanarak bölgeye çikartir. Amaç, sabah gün agarmadan Von Sanders, Saros Grup Komutanina 7. ve 12. Tümenlerle süratle Anafartalar kesimine gitmesini ve karaya çikan Ingiliz birliklerine 8 Agustos sabahi erkenden taarruz edilmesi emrini verir. Anafartalar Müfrezesi komutani Yarbay Vilmer’e de, Saros’dan iki tümenin gelisine kadar, Ingilizlerin ilerleyisine engel olunmasini emreder.

Liman Von Sanders ve Mustafa Kemal ATATÜRK

Liman Von Sanders, bundan sonra, Kurmay Albay Mustafa Kemal’i, 8 Agustos 1915 günü saat 21.45’de, Anafartalar Grup Komutanligina atar. Anafartalar Grup Komutani Kurmay Albay Mustafa Kemal, 9 Agustos sabahi, 12. Tümenle 9. Ingiliz Kolordusuna. 7. Tümenle de Anzak Kolordusu ile isbirligi yapmasina engel olmak amaciyla, damakçilik Bayiri yönünde saldiriya geçer. Her iki tümenin saldirilari da basarili olur. Ingiliz Birlikleri, beklemedikleri bu karsi Türk taarruzu ile saskina dönmüs, agir kayiplar verirler. 

Birinci Anafartalar Muharebeleri olarak adlandirilan bu harekat sonunda, durum degerlendirmesi yapan Mustafa Kemal söyle demistir:

"...Gerçekte, düsmanin bir kolordusunu zayif bir tümenimle Kireç Tepe - Anzak arasinda yenmis, Tuzla Gölüne kadar takip ederek orada tesbit etmistim "

Diger taraftan yeni çikan birliklerle güçlendirilen 9. Ingiliz Kolordusu, Anafartalar yönünde iki kanat harekati daha denediyse de basarili olamamistir. Ancak, Türkler açisindan bu bölgede durum, savunulmasi güç bir konum oldugu için tehlikeli sayilirdi. Tehlikeli durumu düzeltmek için Liman Von Sanders, Kuzey Grubundaki 8 Tümeni iki alayla takviye ederek , Anafartalar grup Komutani Mustafa Kemal’in emrine verir. Tümen karargahina 9-10 Agustos gecesi gelen Grup Komutani Mustafa Kemal, takviyeli 8. Tümeni 10 Agustos sabahi karanlikta, sadece süngü kullanarak hücuma geçirir. Ingilizlere çok agir kayiplar verdirilerek harekat basarili olur. Daha sonra, savunma yapilabilecek ek arazinin ele geçirilmesi üzerine, ulasilan bu ileri çizgide de destek ve güçlendirmeler yapilarak savunmaya geçilir. Böylece, diger bölgelerde oldugu gibi Anafartalar Bölgesinde de savas, bosaltmaya kadar, siper ve mevzi savasina dönüsmüs olur. Diger bir deyisle, General Hamilton’un Ikinci Plani da basarisiz olmus, hedefine ulasamamistir.

Çanakkale Savaslari kara harekatiyla ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli bir diger nokta da sudur : tüm bu çarpismalar ve karsilikli saldirilar sirasinda, Türkler mertçe, dürüstçe ve kahramanca çarpismis, insancil meziyetlerini ve güçlü kisiliklerini sergilemislerdir. Ister Seddülbahir’de, ister Suvla’da ya da, Anafartalar’da olsun durum aynidir. Örnegin Kizilhaç çadirlari ve hastane gemileri, yarali tasiyan botlar, ya da sedyeleri hedef alan atislar yapilmamistir.

Tepeler Türklerin elinde olmasina ve olumlu doga kosullarina karsin, düsmanin sürekli olarak çekindigi zehirli gaz kullanilmamis, su kaynaklari zehirlenmemis, bu yöntemler hiçbir zaman mert ve dürüstçe bir tutum sayilmamistir.

MUSTAFA KEMAL Anlatiyor :

" 10 Agustos 1915. Conkbayirini almak ve bütün bogaza hakim olmak için Ingilizler 20.000 kisilik bir kuvvetle günlerce kazdiklari siperlere yerlesmisler, hücum anini bekliyorlardi. Gecenin karanligi tamamen kalkmis, tan agarmak üzere idi. 8. Tümen komutani ve diger subaylarini çagirdim. Mutlaka düsmani maglup edeceginize inaniyorum. Ancak siz acele etmeyin evvela ben ileri gideyim. Size ben kirbacimla isaret verdigim zaman hep birlikte atilirsiniz dedim. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskin tarzinda olacakti. Sakin adimlarla ve süzülerek düsmana 20-30 metre yaklastim. Binlerce askerin bulundugu Conkbayirinda çit çikmiyordu. Dudaklar sessizce bu sicak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kirbacimi basimin üstünde kaldirip çevirdim ve birden asagi indirdim. Saat 04.30da kiyametler kopmustu Ingilizler neye ugradiklarini sasirmisti. Allah Allah sesleri bütün cephelerde, karanlikta gökleri yirtiyordu. Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmustu. Düsmanin topçu atesi gülleleri büyük çukurlar açiyor her tarafa sarapnel ve kursun yagiyordu. Büyük bir sarapnel parçasi tam kalbimin üzerine çarpti, sarsildim elimi gögsüme götürdüm kan akmiyordu. Olayi Yarbay Servet Beyden baska kimse görmemisti. Ona parmagimla susmasini emrettim. Çünkü vuruldugumun duyulmasi cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmustu. O gün aksama kadar birliklerin basinda daha hirsli olarak çarpistim. Yalniz bu sarapnel, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi birakmisti. Ayni gün gece yani 10 Agustos günü beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutani Liman Von Sanders Pasaya hatira olarak verdim. Çok sasirmis ve heyecanlanmisti. Kendileri de altin cep saatini bana hediye ettiler. Bu hücumlarda Ingilizler binlerce ölü birakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkalenin geçilmeyecegini iyice anlamis oldular. "

 


DOGU CEPHESI

2 Kasim 1914te Rus kuvvetlerinin Karsa dogru taarruzuyla cephede savaslar basladi. 6/9 Kasim 1914te Ruslarla Köprüköy savasi yapildi. Ruslar yenilince biraz geri çekildiler.

  22 Aralik 1914te Baskomutan Vekili Enver Pasanin çetin kis sartlarini ragmen Sarikamis civarinda Ruslara karsi yaptigi harekatta 3. Orduya mensup askerlerden çogu donarak sehit oldu. 60.000 sehit verildi.

1915 yili baharinda Ermenilerle birleserek güçlenen Rus birliklerinin taarruzu basarili oldu. Ruslar, Van ve Malazgirti aldilar 22 Temmuzda baslayan karsi taarruzla Van ve Malazgirt 25/26 Temmuz 1915te kurtarildi.

Ruslarla Dogu Anadolu’da sürdürülen savasta Ermeni çeteler Rus ordusunun yaninda yer aldi ve Osmanli yönetimine karsi silahli ayaklanma baslatti, sivil halki hedef alan saldirilara giristi

1916 yilinda Grandük Nikolas, Rus kuvvetlerinin baskomutani olunca, Ruslar Kafkasyadaki kuvvetlerini artirarak taarruza geçtiler. 16 Subat 1916da Erzurum düstü. Trabzona da bir kolorduyla ilerlediler. 3. Ordu, Kemah-Refahiye-Tirebolu hattina çekildi. Mart 1916da Bitlis, Mus, Van, Hakkari de Ruslar tarafindan isgal edildi. Hükümet, Çanakkale Bölgesinde bulunan 2. Orduyu Kazim Karabekir komutanliginda dogu cephesine kaydirdi. 10 Mart 1916da atama emrini alan Mustafa Kemal, Edirneden Diyarbakira kaydirilan 16. Kolordunun komutani olarak, 15 Mart 1916da Dogu Cephesinde göreve basladi. 7/8 agustos 1916da Mus ve Bitlis Ruslardan kurtarildi. Yil sonuna kadar Ruslarla savasa devam edildi.

Büyük Ekim Devrimi : Çarlik rejimi yikildi, Lenin önderligindeki Bolsevikler iktidari ele geçirdi

1917 yilinda Rusyada iç karisikliklar basladi. Ekim 1917de Bolsevikler devrimle yönetime el koydu. Yil boyunca Rus birlikleri isgal ettikleri topraklardan çekildiler. 18 Aralik 1917de Ruslarla Erzincan Mütarekesi yapildi. Mütarekeden sonra Rus kuvvetleri Dogu Anadoluyu tamamen terk etti. 1917 kisi, hem Türkler hem de Ruslar için güç sartlarda geçti. Soguk ve hastaliklar sebebiyle iki tarafta agir kayiplar verdi. Daha sonra 3 Mart 1918de Brest Litovsk anlasamsi yapilarak Kars, Ardahan ve Batumun Osmanli Imparatorluguna birakilmasi saptandi. Rus birliklerinin geri çekilmesi üzerine, savas sirasinda kurulmus bulunan Ermeni taburlari Türk halkina saldirdi. 3. Ordu Ermeni çeteleriyle savasmak zorunda kaldi. Ermeni kuvvetleri bozguna ugratilarak Nisan 1918 sonuna kadar, Kars, Ardahan, Batum kurtarildi ve Gümrüye girildi.

 


SURIYE - FILISTIN CEPHESI

  Ingilizler 1914 yili Aralik ayinda Türk dostu saydiklari Hidiv Abbas Hilmi Pasayi yönetimden uzaklastirarak, Misir ve Süveys Kanalina tamamen egemen oldular. Bahriye Naziri ve 4. Ordu Komutani Cemal Pasanin, 14 Ocak 1915te 14.000 deveyle iki koldan Süveys Kanalina yaptigi harekat ( 1.Kanal Savasi ) basarili olamadi. 4 Subat 1915te Birüsseba - Gazzeye geri dönüldü. 1916 yilinda Süveys Kanalini almak için 2. Kanal Harekati yapilirken, Mekke Serifi Hüseyin Ingilizlerin kiskirtmasiyla Osmanli Devletine karsi ayaklandi. Ayaklanmanin bastirilmasi için 4. Ordudan bir kisim birlikler Hicaza gönderildi. Ordunun geri kalan kismiysa, Gazze-Seria-Birüsseba hattinda savunmaya çekildi. 1917 baharinda Ingilizler, Gazzeye saldirdi. 1. ve 2. Gazze Savaslari yapildi. Ingilizler Türklerin kahramanca savunmasi karsisinda çekilmek zorunda kaldilar.
                Abbas Hilmi Pasa

 Takviyelerini artirmaya baslayan Ingilizlerin Filistin Cephesinde toplanmalari üzerine, Cemal Pasanin uyarisiyla Yildirim Ordularinin Irak cephesinde kullanilmasindan vazgeçilerek Filistin ve Suriyede kullanilmasi kararlastirildi. Ayni yil 7. Ordu Komutanligina atanan Mustafa Kemal Pasa, Yildirim Ordular Komutani General Falkenhayn ile anlasamadi. Harbin yönetimini tenkit eden iki rapor yazarak 6 Ekim 1917de komutanliktan istifa etti. Savas hazirliklarini tamamlayan Ingilizler, 24 Ekim 1917de 138.000 askerle taarruza basladilar. Birüsseba-Gazze Savasini kazandilar. 9 Kasim 1917de Kudüs düstü. General Allenby komutasindaki Ingiliz kuvvetlerinin Mart 1918 basi ile 18 Mayis arasindaki Telazur, 1. ve 2. Salt - Amman taarruzlari basariyla durduruldu. 1918 yilinda Falkenhaynin yerine Yildirim Ordular Grubu Komutanligina General Liman von Sanders atandi. 7. Ordu Komutanligina Mustafa Kemal Pasa yeniden döndü. Yiginaklarini artiran ve mevcudu 460.000e yükselen Ingiliz ordusunun 19 Eylül 1918de Filistinde baslattigi taarruz hizla gelisti ve Filistin tamamen Ingilizlerin eline geçti.


Mustafa Kemal, Yildirim Ordulari Grup Komutani iken...

Yildirim Ordular Komutani, Halepte savunma düzeni kurma görevini Mustafa Kemal Pasaya birakip, Adanaya gitti. Mustafa Kemal bir yandan Ingilizlerle, diger yandan Arap silahli çeteleriyle mücadele etmek zorunda kaldi. Halepin kuzeyinde bir savunma hatti kurup Ingilizleri durdurmayi basardi. 31 Ekim 1918de Mondros Mütarekesinden bir gün sonra Yildirim Ordular Grubu Komutanligina atandi.

 

 


I. INÖNÜ SAVASI

  Yunanlilar, Bursa ve Usak mintikalarindan Eskisehir ve Afyon istikametlerinde 6 Ocak 1921de ileri harekata geçtiler. Yunan harekati üç koldan ilerleyerek Inönü önünde birlesiyordu. Yunanlilar, 3 günlük yürüyüsten sonra 9 Ocak günü Inönü mevzilerinin önüne gelmislerdi. Asil savas 10 Ocak günü sabah saat 06.30da Yunanlilarin taarruza geçmesi ile basladi. Saldirisi kirilan düsmana karsi savas 10 Ocak 1921de kazanildi. Savasin Inönü bölgesinde yapilmasi bir tesadüf degildi. Inönü savaslarinin zamanini Yunanlilar, fakat savas alanini Türkler seçmislerdi. Türk ordusunun savunma planina göre, Bursa ve Kocaeli yönünden gelecek bir düsman taarruzu Inönüde karsilanacakti. 11 Ocak 1921de o güne kadar fazla kayip vermis ve çok hirpalanmis olan düsman, daha fazla ilerlemeye kendisinde kudret göremeyerek, tekrar Bursa civarindaki eski mevzilerine çekilmek zorunda kaldi.

I. Inönü Savasi - 1921

   

Böylece dinamik bir sevk ve idare sistemiyle düsmanin iki misli kuvvetlerine karsi, zayif kuvvetlerle yogun bir savunma yapilmis ve düsman ordusu üç gün içinde yenilerek geri çekilmeye mecbur birakilmistir.

I. Inönü Zaferi sonunda Albay Ismet Bey, 1 Mart 1921de generallige yükseltildi. Kazanilan bu zaferin tarihi önemi, Bati Cephesinde kazanilan ilk zafer olusu ve Sevr tatbikçilerine milli teskilatin ne demek oldugunu göstermesidir.

I. Inönü Savasiyla Kuva-yi Milliye devri son bulmus, Büyük Millet Meclisi Hükümetinin ve ordusunun içerde ve disarida itibari birden yükselmis, ordunun ve Meclisin otoritesi artmistir.

II. Inönü Savasi Londra Konferansinin bir sonuç vermemesi, Sevr projesini uygulamak için Itilaf Devletlerini yeni bir çabaya yöneltmis ve bu amaçla Yunan isgal ordusunu savasa tesvik etmislerdi. Bundan faydalanan Yunanlilar, 23 Mart 1921de Bursadan Inönü istikametine ilerlemeye basladilar. Türk ordusunun yüksek azim ve imanla savasmasi, 31 Mart 1921 aksamina kadar süren kanli çarpismalar sonunda düsmani Inönüde ikinci defa perisan etti. Yaptiklari iki saldirinin da püskürtülmesi üzerine Yunan kuvvetleri, 31 Mart gecesinden itibaren çikis mevzilerine çekilmeye basladilar, çekilen düsman, süvari birliklerimizle izlenmis ve düsmana çekilirken de kayiplar verdirilmistir. Fevzi Pasanin ( Çakmak ) Mecliste bu savastan bahsederken söylediklerinden anlasildigina göre, Yunan ordusunun amaci mutlaka yenmekti. Baskumandanlari Papulas, bu sebeple Karaköye gelmis ve alaylarini bizzat birbiri ardinca savasa sokmustur. Düsman bir taraftan kesin olarak Türk ordusunu yenmek ve dört bes günde Eskisehire, bir ayda da Ankaraya gelerek Sevr Antlasmasini kabul ettirmek amacindaydi. Düsmanin hareketlerinden amacini anlayan kumandanlik, lazim gelen önlemleri almisti. Ismet Pasa bir taraftan da düsmana umdugu yerde degil, bizim istedigimiz yerde savasi yaptirmak suretiyle, düsmanin savas planini basarisizliga ugratmistir. Milli Kurtulus Savasinda bu zafer, Mustafa Kemalin güzel ifadesiyle, milletin maküs ( tersine dönmüs ) talihini de yenen bir zafer olmustur.

 

 


SAKARYA SAVASI

Inönüde ikinci kez yenilen Yunanlilar, ordularini güçlendirmek amaciyla kuvvetlerini artirmislardi. Türk Ordusu ise henüz hazirliklarini tamamlayamamis, yurdun bütün kaynaklarindan faydalanma imkanini bulamamisti. Ancak II. Inönü Savasindan sonra, Güney Cephesi kaldirilmis, Güney ve Bati cepheleri birlestirilmisti. Böylece Bati Cephesinde daha fazla kuvvet toplamak imkani saglanmisti.  Yunanlilar, 10 Temmuz 1921de iki ayri cepheden taarruza geçerek Türk Ordusunu yok etmek istediler.

Desteklenmis kuvvetleriyle güçlü bir sekilde ilerlemeyi basardilar. Türk Ordusu, zor durumdan kendisini kurtarmak amaciyla Eskisehire kadar çekildi. Mustafa Kemal Pasa, 18 Temmuz 1921de Bati Cephesi karargahina geldi ve durumu yakindan görüp inceledi. Ordunun düzenlenip kuvvetlendirilmesi için, Sakaryanin dogusuna kadar çekilmesini gerekli gördü. Bunun üzerine, Türk Ordusu, 25 Temmuz 1921de taktik savunma yapmak amaciyla Sakaryanin dogusuna çekildi.  Türkiye Büyük Millet Meclisi ordulari Sakaryanin dogusuna çekilmekle askeri bakimdan büyük bir avantaj elde etti. Türk kuvvetleri için zor olsa da, Yunanlilar için daha zor olan bir durum olusturuldu. Böylece, Türk kuvvetleri düsmanin gelisen taarruzlarinin tehdidinden kurtarilmis, Sakaryanin dogusunda yeniden düzenlenerek savunma gücü artirilmisti. Yunanlilar ise mevzilerini genisletmisler, ulastirma sartlari zor bir arazide ilerlemek ve ikmal yapmak zorunda kalmislardi.

Sakarya gerisine çekilme, halkin maneviyati üzerinde ciddi bir sarsinti olusturmustu ve Mecliste de bunun belirtileri ortaya çikmisti. Mustafa Kemal Pasanin muhalifleri; "Ordu nereye gidiyor, millet nereye götürülüyor? Bu hareketin elbette bir sorumlusu vardir, o nerededir? Bu çok aci veren durumun ve yürekler acisi görünümün gerçek sorumlusunu ordunun basinda görmek isterdik" diyerek Mustafa Kemal Pasaya dil uzatmaya basladilar.

Büyük Millet Meclisinde ve disarida son çare ve son tedbir olarak Mustafa Kemal Pasanin ordunun basina geçmesinde fayda umuldugu yolunda bir kanaat olustu. Bunun üzerine Mustafa Kemal Pasa, 4 Agustos 1921de Büyük Millet Meclisine verdigi bir önerge ile Baskumandanligi kabul ettigini bildirdi ve ancak Meclisin elindeki yetkileri de fiilen kullanmayi talep etti. Bu önerge üzerine Mustafa Kemal Pasanin muhalifleri, kendisine Baskomutan ünvanini ve Meclisin yetkilerini kullanmak hakkini önce vermek istemediler. Ancak ünvan ve yetki, 5 Agustos 1921 tarihli kanunla tanindi.

 Mustafa Kemal Pasa, 12 Agustos 1921de Polatlidaki Cephe Karargahina giderek ordunun basina geçti. Cephede teftis yaparken, attan düserek birkaç kaburga kemigi kirildi. Savasi cephede yarali ve kaburga kemigi sarili bir sekilde idare etmek zorunda kaldi.

23 Agustosta düsman ordusu ciddi olarak cephemize taarruz etti. Ordumuz. 100 kilometrelik cephe üzerinde cereyan eden meydan muharebesinde, düsmanin üstün kuvvetlerini ilk önce yipratarak, taarruza devam etmekten yoksun bir hale getirdi. 23 Agustostan 13 Eylüle kadar gece gündüz araliksiz yirmi iki gün devam eden bu kanli savastan sonra, düsman ordusu maglup ve perisan bir sekilde cepheyi terketti.

Sakarya Meydan Savasi sonucu, askeri harekat yön degistirmistir. Sakarya, geri çekilme ve gerilemenin durduruldugu ileri gidisin basladigi noktayi olusturmustur. Sakarya Zaferi, bütün memlekette günlerce süren coskun sevinç gösterilerine ve heyecanli kutlamalara vesile oldu.

Meclis, 19 Eylül 1921de kabul edilen bir kanunla, Türk Milletinin bir sükrani olarak Mustafa Kemal Pasaya Maresallik rütbesi ve Gazilik ünvanini verdi. Sakarya Zaferi, dis iliskilerimizde durumumuzun düzeltilmesine ve itibarimizin artmasina yardimci oldu. 9 Haziran 1921den beri Ankarada Fransiz temsilcisi Franklin Bouillonla görüsmeler yapilmaktaydi. Bu görüsmeler, Sakarya zaferinden sonra, 20 Ekim 1921de Ankarada olumlu bir sekilde sonuçlanarak, Ankara Itilafnamesi adiyla tarihe geçen bir antlasmayla noktalandi.

Sakarya zaferi, askerlik ve politika bakimindan da Kurtulus Mücadelemizin önemli bir merhalesi oldu. Yunan ordusunun taarruz kabiliyeti kirildi.

 

 

 


BÜYÜK TAARRUZ VE BASKOMUTANLIK MEYDAN MUHABERESI

Sakarya Savasindan sonra, kamuoyunda ve TBMMnde taarruz için sabirsizlik bas göstermisti. Gazi Mustafa Kemal Pasa, 4 Mart 1922de Büyük Millet Meclisinin gizli bir toplantisinda endise ve huzursuzluk duyanlara açiklamalar yapmisti. "Ordumuzun karari, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazirligimizi tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazimdir. Yarim hazirlikla, yarim tedbirlerle yapilacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür" diyerek bir taraftan zihinlerdeki süpheyi bertaraf etmeye çalisirken, diger taraftan da orduyu son zaferi saglayacak bir taarruz için hazirliyordu.

Haziran 1922 ortalarinda, Baskomutan Gazi Mustafa Kemal Pasa, taarruza geçmek kararini almisti. Asil amaç, yok edici bir meydan savasi yapmak, düsmani çabuk ve kesin bir sonuç alacak sekilde vurmakti. Mustafa Kemal Pasa, ordu birlikleri arasinda bir futbol maçi organize edilmesi bahanesiyle ordu komutanlarini Aksehire davet etti. Böylece Yunanlilarin ve Isgal Devletlerinin dikkatleri çekilmeyecekti. 28 Temmuz gecesini, komutanlarla genel taarruz hakkinda konusarak geçirdi ve gereken direktifleri verdi.

TBMM Baskani Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taaruzdan önce, TBMM balkonundan geçit töreninde askerleri selamlarken ( 20 Temmuz 1922 )

Mustafa Kemal Pasa, daha sonra 20 Agustos 1922de Ankaradan Aksehire giderek, 26 Agustos 1922 Cumartesi sabahi düsmana taarruz emrini verdi. Çok gizli bir sekilde yürütülen bu olaylari kamuoyundan saklamak maksadiyla, 21 Agustosda Çankaya köskünde bir çay daveti verilecegi gazete ve ajanslara bildirilmisti.

 

26 Agustos sabahi Baskomutan Mustafa Kemal Pasa, yaninda Genelkurmay Baskani Fevzi Pasa (Çakmak) , Bati Cephesi Komutani Ismet Pasa (Inönü) ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepedeki yerini aldi.

Baskomutan Gazi Mustafa Kemal Pasa, Büyük Taaruz öncesi, Afyon Kocatepede
( 26 Agustos 1922 )

   

Büyük taarruz burada basladi. Topçularin sabah saat 04:30da taciz atesi ile baslayan harekat, saat 05:00de önemli noktalara yogun topçu atesi ile devam etti. Piyadelerimiz, Sabah 06:00da Tinaztepeye hücum mesafesine yaklasarak, tel örgüleri asip, Yunan askerini süngü hücumu ile temizledikten sonra, Tinaztepeyi ele geçirdiler. Bundan sonra, saat 09:00da Belentepe, daha sonra Kalecik-Sivrisi düsmandan temizlendi. Taarruzun birinci günü, siklet merkezindeki 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepeden Çigiltepeye kadar onbes kilometrelik bir bölgede düsmanin birinci hat mevzilerini ele geçirdi.

5. Süvari Kolordusu düsman gerilerindeki ulastirma kollarina basarili taarruzlarda bulundu. 2. Ordu da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü. 26 Agustos günü Türk Ordusunun Büyük Taarruzu, Genelkurmay Baskanliginca TBMMne bildirildi. Bu haber Meclisi costurdu ve heyecanli gösterilere vesile oldu. 27 Agustos Pazar sabahi gün agarirken, Türk Ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçti. Bu taarruzlar çogunlukla süngü hücumlariyla ve insan üstü çabalarla gerçeklestirildi.

27 Agustos saat 18:00de, Afyon 8. Tümen tarafindan kurtarildi. Afyon kurtulusun sanli ve serefli müjdesi olmustu. Baskomutanlik karargahi ile Bati Cephesi Komutanligi karargahi Afyona tasindi. 28 Agustos Pazartesi ve 29 Agustos Sali günleri, basarili geçen taarruz harekati ile düsmanin 5. Tümeninin çevrilmesi ile sonuçlandi. 29 Agustos gecesi durum degerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçerek muharebenin süratle sonuçlandirilmasini gerekli buldular. Düsmanin çekilme yollarinin kesilmesi ve düsmani çarpismaya zorlayarak, tamamen teslim olmalarini saglama yolunda karar aldilar. Karar süratli ve düzenli bir sekilde gerçeklestirildi. 30 Agustos 1922 Çarsamba günü taarruz harekati Türk Ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandi.

Büyük Taarruzun son safhasi askeri tarihimize Baskomutan Meydan Muharebesi olarak geçmistir. 30 Agustos 1922 Baskomutan Meydan Muharebesi sonunda, düsman ordusunun büyük kismi dört taraftan sarilarak, Dumlupinarda Gazi Mustafa Kemal Pasanin ates hatlari arasinda bizzat idare ettigi savasta tamamen yok edilmis veya esir edilmisti. Böylece tasarlanan kesin sonuç bes gün içinde elde edilmis ve hazirlanan plan tam basari ile uygulanmisti. 30 Agustos 1922nin gurur verici zaferi ile Mustafa Kemal, kaçabilen düsmanin takip edilmesini ve üç koldan Egeye dogru ilerlemesini uygun buldu.

 

Yunan Kumandan Trikopis’in, kilicini Atatürk’e teslim ettigi yer
( Eski Baskumandanlik Karargahi)

" Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir. Ileri " diyerek, tarihi emrini 1 Eylül 1922de verdi. Yunanlilar, Izmire dogru kaçmaktaydi. Basta Yunan Ordusu Baskomutani Trikopis olmak üzere çok sayida esir ele geçirilmisti. Ordumuz bu muharebede, on bes günde 400 kilometre katederek, 9 Eylül 1922 sabahi Izmire girdi. Sabuncu Belden geçen 2. Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile Izmire dogru akarken, bunun solunda 1. Tümen de Kadife Kaleye dogru yürüyordu. Bu Tümenin 2. Alayi Tuzluoglu Fabrikasindan geçerek Kordonboyuna ulasti.

Yüzbasi Seref Bey Hükümet Konagina, 5. Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbasi Zeki Bey Kumandanlik dairesine, 4. Alay Komutani Resat Bey de Kadife Kaleye bayragimizi çektiler. Izmirde askerlerimiz cosku içinde karsilandilar ve çiçek yagmuruna tutuldular. Süvarilerimizin Kordon boyundan geçisi çok görkemli idi. Kurtulus zaferinin Baskomutani Gazi Mustafa Kemal Pasa, Izmirin kurtulusunu Belkahveden seyretti. Türk Ordusunun, 400 kilometrelik bir mesafeyi savasarak katedip Izmire ulasmasi içerde ve disarda hayret ve takdir uyandirdi. Büyük Türk zaferi karsisinda endiseye düsen ve o anda da Istanbul ve Çanakkale Bogazlarini isgal altinda bulunduran Itilaf Devletleri, savasi durdurmayi ve Türklerin hakli isteklerini yerine getirmeyi kendi çikarlarina uygun buldular.

Lord Kinrossa göre, "Ingiltere, ciddi bir krizle karsi karsiya bulundugunu anlamaya basliyor. Halk, Türklerle yeni bir savastan korkuyordu"

11 Ekim 1922de imzalanan Mudanya Ateskes Antlasmasiyla, silahli çatisma durduruldugu gibi, Edirne dahil Trakyanin da Türkiyeye birakilacagi ve bir ay içerisinde Yunanlilar tarafindan bosaltilacagi kabul edildi. Anadoluda Yunan politikasini yürüten Ingiltere Basbakani Lloyd George, bu gelismeler üzerine istifa etti.